Bir tasarruf hesabı açmaya karar verdiniz ama karşınızda onlarca seçenek var: vadesiz hesaplar, vadeli mevduat, birikim hesapları, katılım esaslı hesaplar... Hepsi "yüksek getiri" diyor. Peki hangisi gerçekten daha fazla para bırakıyor? Aşağıda, karar verme aşamasında insanın aklına gelen soruları sırayla ele alıyoruz.
Söylemez. İki hesap aynı brüt oranı verirken, elinize geçen tutar farklı olabilir. Çünkü getiriyi belirleyen dört değişken var:
Bu yüzden tasarruf hesabı faiz karşılaştırması yaparken tek bir yüzdeye bakmak yerine "vade sonunda hesabımda kaç lira olacak?" sorusunu sormak gerekir.
Bu para 3 ay sonra ödenecek bir kira depozitosu mu, yoksa iki yıl dokunulmayacak bir acil durum fonu mu? Vade seçimi buradan çıkar. Kısa vadede daha düşük oran alsanız bile paraya erişebilmek, yüksek oran uğruna vadeyi bozup faizden tamamen mahrum kalmaktan iyidir.
Vadeli mevduat sabit oran ve sabit süre demektir. Birikim/artı hesaplar günlük işleyen, oranı daha düşük ama esnek yapılardır. Katılım esaslı hesaplarda ise sabit oran değil, kâr payı beklentisi vardır; oran garanti edilmez. Aynı tabloda kıyaslarken bu farkı not edin.
Formül basit: Net faiz = Ana para × Brüt oran × (Gün / 365) × (1 − stopaj oranı). Bankaların hesaplama araçları bu işi yapıyor, ama iki farklı bankanın sonucunu karşılaştırırken aynı tutarı ve aynı gün sayısını girdiğinizden emin olun.
Yüksek oranların çoğu koşullu: yalnızca yeni müşteriye, yalnızca bankaya ilk kez getirilen paraya, yalnızca belirli bir tutar aralığına, yalnızca ilk vadede. İkinci vadede oran otomatik olarak standart seviyeye düşebilir. "Kampanya bitince ne olacak?" sorusunun cevabını baştan öğrenin.
Hesap işletim ücreti, kart aidatı, para transferi masrafı, ATM kullanım kısıtları... Küçük tutarlarda bu kalemler faiz avantajını yiyebilir. Banka hesabı karşılaştırması yaparken bu ücret tarafına da bakmak, birikim tarafında kazandığınızı geri vermemenizi sağlar.
Mevduat sigortası belirli bir tutara kadar geçerlidir. Birikiminiz bu sınırın üzerine çıkıyorsa tek bankada toplamak yerine bölmek makul bir refleks olur.
Kafanızda tutmayın; yazın. Basit bir şablon:
| Kriter | Seçenek 1 | Seçenek 2 | Seçenek 3 |
|---|---|---|---|
| Hesap türü | |||
| Vade (gün) | |||
| Brüt yıllık oran | |||
| Vade sonu net tutar | |||
| Minimum / maksimum tutar | |||
| Yenilemede oran | |||
| Yıllık ücretler | |||
| Vadeden erken çıkış sonucu |
Hayır. Oranların yükseldiği bir dönemde uzun vadeye kilitlenmek, sonraki daha iyi oranları kaçırmak demektir. Oranların düştüğü dönemde ise uzun vade sizi korur. Emin değilseniz parayı ikiye bölüp bir kısmını kısa, bir kısmını uzun vadeye koymak dengeli bir çözümdür.
Çoğu üründe vade dolmadan çekilen tutar için faiz işlemez ya da çok düşük bir oran uygulanır. Yani 11. ayda paraya ihtiyaç duyarsanız 11 aylık getiri buharlaşabilir.
Bunlar birbirinin alternatifi değil, sıralı adımlar. Önce 3-6 aylık giderinizi karşılayacak acil durum fonunu tasarruf hesabında tutun; ardından yatırım fonları, altın veya emeklilik planı gibi daha uzun vadeli araçları değerlendirin. Acil durum fonunu dalgalanan araçlarda tutmak, en kötü zamanda satmaya zorlar.